
Bir prenses uğradı bir gün.Romandan kaçıp küçük odama rastlamış.Hayat korkusu, yaşam telaşı ve var olabilmenin stresi derken dış dünyada buluvermiş kendini."Buyur" dedim içeri; "dışarısı korkunç!" Kapının önünde ayakkabılarını çıkardı; parlak siyah rugan ayakkabılar, askıya sıkıntı ve korkularını astı ve çırılçıplak odama saklandı...
"üşümüşsün..."dedim.
"Dışarısı soğuk..."
"Yağmur tenini acıtmış olmalı, ama gözlerin ıslak asıl senin?"
"Mendilin var mı?"
Mendil...Evimde konuk bir prenses, ıslak kocaman gözleriyle mendil istiyordu benden oysa ben ağlamayı unutmuştum ne zamandır, mendili nereden bulacaktım bir bilsem?..
Sofrada duran hırçın peçeteler takıldı gözüme; "Hay Allah! Hangi masalda görülmüş prenseslerin kuru peçeteyle burun sildikleri!" diye...küfrettim içimden kendime.Bayramlarda ninemin içinde yaldızlı şekerlerle elime tutuşturduğu kenarı oyalı mendiller geldi aklıma; şekerlerini yiyip çekmecemin köşesine tıkardım hep.Hırçın peçeteler yeter de artardı bana, oyalı ipek mendil neyime gerek??
Uzattım prensese; "Sen siler misin?" dedi: "Olur" derken baktım elleri ellerimdi.Saçına takıldı gözlerim.Kirler abanmışsa da üstüne, çamur lekeleri ve tozlu rüzgarın sapkın dokunuşları kenara çekilirse taranmış temizliğin masumiyeti çıkıverecek sanki su yüzüne...
Bir kova su kaptım bir de leğen getirdim.Sıcak suyu dökerken saçlarına irkildim!! Ensemden süzülen sıcaklığı hissettim oysa saçları ve o önümdeydi, su ve leğen de öyle; peki başımdan aşağı inen neydi öyleyse??
Hızla arkamı döndüm; kimse yoktu görünürde.Elimi saçıma götürdüğümde ise bulaşan köpüğü hissettim, hızla prensese döndüm ama yoktu o da göz önünde! İşte o an tüm korkular ayaklandı ve farkettim; önümde sandığım leğende çırılçıplak yıkanan bendim!...
Yorum Gönder
yorumunuz